Kitap Yorumum
Moby Dick'in de yazarı olan Herman Mellville tarafından yazılmış. Henüz Moby Dick'i de okumadım, iki kitabı aynı anda aldım ancak bu daha çok ilgimi çekti nedense... Kitap yaklaşık 15. sayfadan itibaren karakter anlatımları bitip gerçekten sürükleyici öyküsü başlıyor. Sonrasında da kendinizi hep merakla okumaya devam etmek zorunda hissediyorsunuz. Kitabın sayfa sayısının az olmasına bakmayın kitapda derin anlamlar yüklü, bitirdiğinizde üzerine çokça düşünüp birden fazla sonuç çıkarabiliyorsunuz. Okurken Bartleby’in reddedişin nedenini arayacağınız, aslında bir başkaldırış hikayesi olduğunu düşündüğüm bir konusu var. Yinede sonu beklentilerimin altında kalıp beni havada bıraktı ancak belki de bu sayede aklımdan geçirmiş olduğu anlamları yüklemiş oldum.
Kitap konusu Wall Street avukatının Katip Bartleby’i işe almasıyla başlayan, avukatın iyilik ve davranış biçimleri hakkında yaşadığı gelgitlerini, yapmamayı tercih eden Bartleby ile imtihanından daha çok Bartleby’in hayata karşı olan tavrını ortaya koyan bir başyapıt.
Kafka'dan Albert Camus'ye kadar önemli yazarlara esin kaynağı olan Kâtip Bartleby, absürd edebiyatın öncülerinden ve Amerikan edebiyatının kült yapıtlarından.
Ayrıca bu kadar yorumun bu kıtap için az kalacağını düşündüğüm için bir araştırma yaptım ve Yeşim Cimcöz'ün "Yapmamayı tercih edebilmek” başlıklı şu güzel yazına rast geldim, okumanızda fayda görüyorum. Yazıyı okumak için tıklayın.
Kitap Özeti
Katip Bartleby, Herman Melville'in 1853 yılında yayınlanan romanıdır. Yetmiş beş sayfalık bu kısacık roman, okuyucuyu içine çeken cinsten. Kitabın kısa özeti ise şöyle:
Kitabın anlatıcısı olan mühürdarlık bürosu sahibi beyefendi, işler çoğalıp da yanında çalışan üç katip yetmemeye başlayınca, yanında çalışacak bir katip aramaya başlar. Ertesi sabah kapıda hayalet gibi biri belirir. Katiplik işi için geldiğini söyler. Ve sakin görünüşü sebebiyle de hemen kabul edilir. Adının Bartleby olduğunu öğrenirler. Bartleby hiç durmadan çalışmaya başlar. En uzun metinleri birbiri ardına kopya etmektedir. Büroya en erken o gelmekte, en geç o çıkmaktadır.
Bir gün büro sahibi anlatıcımız, kendi odasından katlanabilir bir paravanla ayrılan bölmede çalışan Bartleby'i o sabah yazdığı dört uzun metni dikte etmek üzere yanına çağırır. Aldığı cevap sakince söylenmiş bir "Yapmamayı tercih ederim." olur. Dehşete düşen anlatıcımız, bunun sebebini sorduğunda ise "Yapmamayı tercih ederim." yanıtını alır yeniden. Diğer katipler buna sinirlenirler. Ne de olsa Bartleby'nin kağıtlarını da onlar kontrol edecektirler. Fakat patronları bu işe pek sinirlenmek istemez. Bartleby'nin verilen göreve itiraz ederken kullandığı kibar ses ve değişmeyen yüz ifadesi kendisine öfkelenilmesine engel olmaktadır.
İlerleyen günlerde Bartleby yalnızca yazdığı metinleri dikte etmeye değil, postaneye gitmek veya istenilen bir eşyayı getirmek gibi işlere de "Yapmamayı tercih ederim." cevabını vermeye başlar. Patronu buna her ne kadar sinirlense de Bartleby'nin gece gündüz çalışmasına karşılık buna göz yummaktadır.
Bir pazar günü anlatıcımız, bir iş için şehire geldiğinde büroya da uğramaya karar verir. Anahtarı kilide soktuğunda bir şeyin engel olduğunu farkeder. İçeriden Bartleby müsait değilim az sonra gelin der. Şaşkına dönen mühürdar, yine de gidip az sonra geri döner. Bartleby gitmiştir fakat arkasında eşyalarını bırakmıştır. Mühürdar buna öfkelenir, kira ödemeden büroyu ev gibi kullanmamalıdır. Ertesi gün işe geldiğinde Bartleby'i yerinde bulur. Ona kalacak bir başka yer bulmasını söyler fakat aldığı yanıt "Kalmayı tercih ederim." olur. Bir süre sonra artık hiçbir iş yapmamaya başlayan Bartleby'i, mühürdar ne yapıp etse de gönderemez ve kendi büroyu taşımaya karar verir. Az eşyası olduğundan hemen ertesi gün büroyu başka bir yere taşırlar. Bir süre Bartleby'den bir haber alamasa da bir gün eski bürosunun mal sahibi çıkagelir. Bartleby ilk önce büroda kalmaya devam etmiş, onu zorla oradan çıkarınca da binadan ayrılmamıştır. Bartleby'nin bir süre bürosunda çalıştığını, fakat sonra da kovulduğunu söyler mühürdar. Mal sahibi gider, birkaç gün sonra da geri döner. Bartleby'i polise şikayet edeceklerdir, onu en iyi tanıyan da kendisi olduğundan son bir kez konuşmasının doğru olacağını söyler. Mühürdar onunla son kez konuşur fakat yine ikna edemez. Bunun üzerine Bartleby'i hapise gönderirler.
Mühürdar Bartleby'i hapishanede ziyaret eder, fakat Bartleby kendisini suçlayan birkaç söz eder ve sonra da, onunla konuşmamayı tercih eder. Gardiyanın söylediğine göre hiç yemek de yememektedir. Anlatıcımız bir dahaki ziyaretinde, Bartleby'i hapishanenin avlusunda dizlerini karnına çekmiş ve yere uzanmış bir halde ölü bulur.
Ah Bartleby! Ah insanlık!
Kitabın anlatıcısı olan mühürdarlık bürosu sahibi beyefendi, işler çoğalıp da yanında çalışan üç katip yetmemeye başlayınca, yanında çalışacak bir katip aramaya başlar. Ertesi sabah kapıda hayalet gibi biri belirir. Katiplik işi için geldiğini söyler. Ve sakin görünüşü sebebiyle de hemen kabul edilir. Adının Bartleby olduğunu öğrenirler. Bartleby hiç durmadan çalışmaya başlar. En uzun metinleri birbiri ardına kopya etmektedir. Büroya en erken o gelmekte, en geç o çıkmaktadır.
Bir gün büro sahibi anlatıcımız, kendi odasından katlanabilir bir paravanla ayrılan bölmede çalışan Bartleby'i o sabah yazdığı dört uzun metni dikte etmek üzere yanına çağırır. Aldığı cevap sakince söylenmiş bir "Yapmamayı tercih ederim." olur. Dehşete düşen anlatıcımız, bunun sebebini sorduğunda ise "Yapmamayı tercih ederim." yanıtını alır yeniden. Diğer katipler buna sinirlenirler. Ne de olsa Bartleby'nin kağıtlarını da onlar kontrol edecektirler. Fakat patronları bu işe pek sinirlenmek istemez. Bartleby'nin verilen göreve itiraz ederken kullandığı kibar ses ve değişmeyen yüz ifadesi kendisine öfkelenilmesine engel olmaktadır.
İlerleyen günlerde Bartleby yalnızca yazdığı metinleri dikte etmeye değil, postaneye gitmek veya istenilen bir eşyayı getirmek gibi işlere de "Yapmamayı tercih ederim." cevabını vermeye başlar. Patronu buna her ne kadar sinirlense de Bartleby'nin gece gündüz çalışmasına karşılık buna göz yummaktadır.
Bir pazar günü anlatıcımız, bir iş için şehire geldiğinde büroya da uğramaya karar verir. Anahtarı kilide soktuğunda bir şeyin engel olduğunu farkeder. İçeriden Bartleby müsait değilim az sonra gelin der. Şaşkına dönen mühürdar, yine de gidip az sonra geri döner. Bartleby gitmiştir fakat arkasında eşyalarını bırakmıştır. Mühürdar buna öfkelenir, kira ödemeden büroyu ev gibi kullanmamalıdır. Ertesi gün işe geldiğinde Bartleby'i yerinde bulur. Ona kalacak bir başka yer bulmasını söyler fakat aldığı yanıt "Kalmayı tercih ederim." olur. Bir süre sonra artık hiçbir iş yapmamaya başlayan Bartleby'i, mühürdar ne yapıp etse de gönderemez ve kendi büroyu taşımaya karar verir. Az eşyası olduğundan hemen ertesi gün büroyu başka bir yere taşırlar. Bir süre Bartleby'den bir haber alamasa da bir gün eski bürosunun mal sahibi çıkagelir. Bartleby ilk önce büroda kalmaya devam etmiş, onu zorla oradan çıkarınca da binadan ayrılmamıştır. Bartleby'nin bir süre bürosunda çalıştığını, fakat sonra da kovulduğunu söyler mühürdar. Mal sahibi gider, birkaç gün sonra da geri döner. Bartleby'i polise şikayet edeceklerdir, onu en iyi tanıyan da kendisi olduğundan son bir kez konuşmasının doğru olacağını söyler. Mühürdar onunla son kez konuşur fakat yine ikna edemez. Bunun üzerine Bartleby'i hapise gönderirler.
Mühürdar Bartleby'i hapishanede ziyaret eder, fakat Bartleby kendisini suçlayan birkaç söz eder ve sonra da, onunla konuşmamayı tercih eder. Gardiyanın söylediğine göre hiç yemek de yememektedir. Anlatıcımız bir dahaki ziyaretinde, Bartleby'i hapishanenin avlusunda dizlerini karnına çekmiş ve yere uzanmış bir halde ölü bulur.
Ah Bartleby! Ah insanlık!

Comments
Post a Comment